Neler Oldu Neler? – 01 (yeni evden)

Selam! Nasılsınız? Yok yok baştan alalım. Merhaba! Bu da olmaz :/ Yazı yazmak hepimizin her gün yaptığı bir şey değil mi aslında? Öyle ama bir konuya girmek veya bir kompozisyonun girişini yazmak her zaman bana zor gelmiştir. Yazıyı sıklıkla mesajlaşmak için kullanıyoruz. Peki mesajlaşırken ne yapıyoruz? Bir şekilde bir yerden tutup sohbete bağlamaya çalışıyoruz. Blog yazarken bu böyle olmuyor işte.

Blog yazmak akıl işi değil zaten aslında. Hobi işi. Yoksa delinin teki kimsenin umrunda olmayan bir web sayfasında kimsenin umrunda olmayan bir konuda bir şeyler yazıyor. O yüzdendir yazılarda kendi kendimize konuşmamız 😀 Bu konuda oldukça iyiyiz aslında.

Blog yazanların sağlıklı bir psikoloji içinde olduğunu düşünmüyorum. En azından geneli diyelim de alınılmasın. Yalnızlık ister bu iş bence. Yalnızlığı paylaşmaya çalışmak, kelimelerini haykırmak, bildiğin sevdiğin gördüğün şeyleri yazmak ve daha birçok şey ister blog yazarı. Aslında hepimiz yalnız değiliz eşrafımız düşünüldüğünde. Örneğin Sezer Abi ailesiyle mutlu bir insan. Neden blog yazdığını veya yazmaya başladığını bilemem ama işinin ehli olduğu için bu sorgulamaya açık bir durum olmaktan çıkıyor aslında 😀

Velhasıl kelam blog yazmak ne kadar kolay gözükse de bir tık insanı zorlayabiliyor. Bazen bir yazıyı yazarken başınız ağrıdıysa birkaç hafta o psikolojiyle yazmaktan kaçabiliyorsunuz. Sanki yazınca başım ağrıyacakmış gibi hissettiğim zamanlar oluyor. Bir de bunun yanına sosyal hayattaki işler girince blog kaldıkça kalıyor.

Sosyal hayatımda ne gibi değişiklikler oldu?

Ufaktan başlamak gerekirse at gibi giden it bir arkadaşımla tekrar görüşmeye başladık, ki sırf şurayı okusun diye link de atmayı düşünüyorum kendisine. Manita ayağından arkadaş satan koleksiyonuma girmişti ve çıkması zordu aslında ama uzun zaman onca kişiye şans vermedim, bir denesem ne olacak diye merak ettim. Arkadaşlığına sahip mi çıkacak yoksa yine g*tü başı dağıtacak mı merakımdan tekrar görüşmeye karar verdim. İnsan gibi kullan şansını pırt!

Onun dışında taşınma işleriyle uğraşırken bir gece eski evde aniden elektrik kabloları yanmış salonda. Ailem de salonda uyuyordu o gece. Epey bir uğraştıktan sonra nefes almak için benim balkonuma çıktıklarında uyandım dumanları gördüm ardından geri yatmaya çalıştım da izin vermediler. Aslında nefesimle ilgili bir problem de yoktu şaşırtıcı bir şekilde. Tek derdim rüyamın devamını görmekti 😀

Derken ertesi gün acele acele eşya taşıyoruz diye midir bilinmez acele işe bages karıştı ve yolun ortasında lastik patladı. Ama kenara çekince şişirebileceğim cinsten değil. Lastik açılmış a…… şansımın. Bekle bekle bekle Çorlu’dan usta Yenice’ye gelsin lastiği alsın geri dönsün orda yapsın geri getirsin eşyaları yeni eve bırakayım ben döneyim derken saatlerce tek şeyle uğraştık can sıkıcıydı.

Bütün bunlarla beraber rüya konusunda hayatımda birtakım değişiklikler oldu. Ben uzun zamandır rüyalarımı çok seyrek görürdüm. Her gün rüya gören biri değildim. Fakat son birkaç haftadır kafamı yastığa her koyuşum bir rüya. Benim için çok enteresan çünkü yılların hıncını alır gibi geldi rüyalar. Güzel rüyalar da araya karışana kadar neler çektik öyle be!

Ve normalde rüyalarımı o gün unutmam mümkün değildi. Birçok rüyamın peşinden aylarca koşmuşluğum da var. Ama bu gördüğüm rüyaların hiçbirinin hiçbir saniyesini hatırlayamıyorum. Tek bir an bile kalmıyor aklımda. Sadece güzel bir rüya görüyorsam gözümü açınca geri kapatıp devam etmeye çalışmam gerektiğini hissediyorum o kadar. Gerisi koca bir hiçlik.

Bu rüyalarla aynı anda burun kanamalarım başladı. Hastalık olduğunu düşünmüyorum ama bir şeylerin yolunda gitmediği kesin. İyi ki hayatımda bu olumsuz şeyleri nötrleyen çok güzel birkaç gelişme oluyor da bunlara pek takılmıyorum.

Olumlu mu?

Evet epey olumlu! Az önce de bahsettiğim gibi yeni bir eve taşındık. Bu eve taşınmayı inanın uzun zamandır bekliyorduk 😀 Eski evimizdeyken ha taşındık ha taşınacağız derken hiçbir şeyi düzene sokamadık ve var olan düzenli bazı şeylerimizi de raydan çıkartmış olduk. Şehre veya herhangi bir ulaşım alanına da gıcık mesafede uzak bir yerde oturduğumuz için hiçbir şey yapasım gelmiyordu açıkçası araba yokken.

Artık sevdiğim yerlere daha yakın bir yere taşındım ve hayatıma düzen getirecek bir eve taşındık. Çünkü bu ev bir apartman dairesi değil. Bize ait müstakil bir ev olduğu için istediğimiz gibi dizayn etme şansımız var. Odamı hem oda kullanımı hem de yayıncılık kullanımı için dizayn etmeye çalışıyorum örneğin. Bu ne demek? Sosyal hayatım ve eğitimim dışında düzenli bir yayın hayatı yapmaya çalışmak demek. İzlenip izlenmemek tabii ki önemli ama her şeyden önce düzen istiyorum. Önemli olan kısım bu.

Sabah kalktığımda göreceğim mükemmel bir manzara beni bekliyor. Sırf bu manzara için odamda ayrıca bir bar yapıyorum. Sabah kalktığımda keyfime keyif katacak bir oda.

Ayrıca bu evin hemen karşısında bir site var ve o sitede de daha önce eve çıkmayı dahi planladığım kadar yakın hissettiğim bir arkadaşım oturuyor. Ev kiraları uçtuğu için ayarlayamamıştık buna da biraz üzülmüştüm ama çok sonradan öğrendim ki ayarladığı ev benim karşımdaymış. Bu herifin her haltı benimle eşzamanlı ve eşit gidiyor zaten çok can sıkıcı. Sal kaderimi birader 😀

VE EN ÖNEMLİSİ

Düzenime düzen, neşeme neşe, hayatıma nefes katacak bir yenilik var hayatımda. Çok uzakta olduğu ve ailesiyle olduğu için içine bakamadığım bir çift göz nispeten daha yakın bir şehre taşındı. Her insanın bir hayali olur. Hayallerle ilgili bakış açım çok farklıdır anlatmaya kalksam ayrı birkaç post çıkartabilirim sanırım. Ama benim tek hayalim bir kızım olması diye düşünürken bir anda dank etti kafama, ben aslında bir kokunun hayalini de kuruyorum. Daha önce koklayamadığım bir kokunun hayali. Dokunamadığım bir tenin hissi var ellerimde. Şuan gitmem için bazı engeller hala olsa da bu engellerin en büyüğü yıkılmışken başka herhangi bir engel için uzun süre beklemem gerekeceğini sanmıyorum. Kavuşma pek yakında, hayatım ise gayet yolunda 😊

Yazıyı sonuna kadar okuyacak kadar önemseyecek kaç kişi var bilmiyorum fakat hem artık bloğuma bir şey yazmam gerekiyordu hem de bir şeyler yazıp beynimin içini biraz rahatlatmam gerekiyordu, o yüzden ben fazlasıyla tatmin oldum bu yazıdan. Umarım okuyanlarınız da sıkılmamıştır. Sonra görüşmek üzere, musmutlu kalın ! 😀

21 yaşında oldschool blogger :) aslında hakkımda söylenebilecek çok daha fazla şey olduğunu ben de biliyorum. zaten "ben kimim?" sayfası da bunun için yapılmadı mı? eksik olduğunu düşünüyorsan sen de yorum yaparak eklemeler yapabilirsin. filtrelemeyeceğime güvenebilirsin :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir