Beynim Gerçekleşmemiş Hayallerin Gölgesinde Kaldı

Selam, blogumu okuyan 3-5 kişiden biri 🙂 Umarım enerjik bir zamanınıza denk getirip de depresif bir yazıyla canınızı sıkmıyorumdur 😀 Gerçi bunun zamanını ben değil siz belirliyorsunuz. Yani modunuz yüksekse şuan tarayıcıyı kapatıp daha sonra dönmek üzere gidebilirsiniz 😀 Aslında yazı depresif başlık altında sadece kendime bir sitem yazısı. Yani herhangi bir duygusallık barındıracağını düşünmüyorum. Bunun için özlem duygusuna sahip olmak gerekir. Ve bu yazıda bahsedeceğim hiçbir “suya düşmüş hayal” başlığının arkasında özlem duygusu yok.

Biraz daha açmak gerekirse batan hayallerin batmasına üzülen biri değilim. Hatta birçoğu battığı için şuan daha mutlu bir insanım. Ama sonuç olarak zamanında hayallerdi ve hayal oldukları zamanlar battılar. Bu durum da bana batıyor. Ben hayalini kurduğum şeyleri başaramamış hissediyorum. Durum bana bağlı olsa da olmasa da, sonucu benim için pozitif de olsa negatif de olsa bu hayaller neden battı ben bunu merak ediyorum. Çünkü ara sıra aklıma topluca geliyorlar. Ve hayal kurmaktan soğutuyorlar beni, ki en sevdiğim aktivite kurgulamak ve hayal kurmaktır.

Okuyanlar arasında Yalçın Abi‘yi takip edenler varsa onun fonda şuan bile Neşet çaldığını bilir. Ve beni biraz olsun tanıyan veya hatırlayan varsa da şuan bir yandan yağmur sesi açtığımı diğer yandan da Barış Akarsu açtığımı bilir. Yani geceleri dinlersem beni bu moda sokabilecek tek kişidir Barış Akarsu. En büyük eksikliğimdir Barış Akarsu’nun şuan aramızda olmaması. Yani bu duruma varan 1 diyebilirsiniz. Gerçekleşmeyeceğini bilerek kurduğum hayaller kategorisine giriyor Barış Akarsu konserinde bulunmak ve kuliste karşılıklı sohbet etmek.

Bu yazıyı okurken dinleyebileceğiniz bir şarkı bırakıyorum:

Yeter Be
By: Barış Akarsu

Başka?

Bir şeylerin hayalini kurduğumda gerçekleşmemesi fakat olacağı varsa gerçekten olması beni şoka düşürüyor. Mesela hayatta hep arkamda duracak, yanımda olacak, yeri geldiğinde kafama vurup beni bir şeylerden vazgeçirecek yeri geldiğinde de bir şeylere itecek ve tüm bunlar esnasında gözüm kapalı güvenebileceğim bir dostum olsun ister herkes. Ben birçok arkadaşımla bunun hayalini kurdum. Gelecek planları yaptık ilerde şöyle olur böyle olur şöyle güzel olur böyle güzel olur dedik. Bunları hep samimiyetin başında yaptık, ki hayaller pekiştirsin yıllarımızı. Bunu yaptığım kimseyle selamım sabahım yok şuan. Ama hiç bu ayaklara girmeye gerek kalmadan bu raddeye geldiğim, şimdi hayal değil hedefler koyabildiğim bir dostum var. Ve onla tanışalı 4 yıl oluyor fakat ondan çok önce de olsa tanıştığım birçok kişiyle yollarımı ayırdım.

Tabii ki Nurihan dışında da çocukluğumdan Kasım, Mehmet, Koray vb… birçok dostluğumu taşıdım bugünlere. Yani Nuri hayatımın son 4 yıldır her anında var, her şeyimi benden iyi bilir. Ama Kasımla da iletişimimiz hiç kopmadı diyebilirim. Nitekim Koray’la çok sık konuşmasak da bugün “kardeşim iyi değilim” desem yanımda olacağını bildiğim bir adam sonuçta. Yani bu mükemmel dostluklarımı hayallerle kurmadım, gerçeklerle büyüttüm. Hayal olanlar hayalde kaldı. Onların gitmesine asla üzülmesem de kendi kurduğum hayallerin gerçekleşmemesi canımı sıkıyor. Hayal egom var sanırım 😀

ee sonra?

Aile ilişkilerimde de işler hayalini kurduğumdan ziyade zamanın getirdiklerine göre şekilleniyor. Mesela bu yazıyı yazacağım kadar geçmişi düşünmeme sebep olan şey “eski ablam” diyebiliriz. Zira görüşmeyi uzun zaman önce kestik fakat kesmeden önceki son zamanlarda da her şeyden öncelikli tuttuğum biriydi. Ve o son zamanlarda da bana kastı olan birinin arkamdan onun adını kötüye çıkaracak şekilde konuşmasına çok bilenip bunları konuşana bazı şeyleri tersten göstermiştim. Bugün arabayla yanımdan geçtiklerinde bir daha aynı öfkeyi hissettim. Lafını geçirdiği sözde yakınımla hiçbir samimiyetim veya içimde kendisine karşı sevgi zerresi dahi kalmasa da geçmişte var olan bir hayalin kırıntıları bir yerlerde duruyormuş demek ki. Yani ailem diye benimsediğim ve geleceği planladığım insanlarla bile sırf hayalini kurduğum için hayatın yolları ayrıldı. Bu durum iyi mi? Oldukça iyi ve aşırı mutluyum. Fakat gel gör ki yine de zamanında kendi kurduğum bir hayaldi suya düşen.

ve sanırım

Bu ve bunun gibi birçok irili ufaklı, gerekli gereksiz hayallerim planladığım gibi gitmediği için kendime kızdım biraz. Bu bir kızgınlıktan ziyade hayallere kırgınlığımdı aslında. Çünkü artık hayal kurarken çekiniyorum. Birine gelecekten bahsettikten sonra hatrıma düşüyor ve pişman oluyorum. Acaba? Diye sormaktan yoruldum da diyebiliriz. Ailemden arkadaşlarıma, müstakbel mesleğimden sevdiğim kıza kadar kimseyle gelecek planlaması yaparken içim rahat değil. Daha bu gece kurdum birkaç hayal, gelecek kurmak istediğim kızla. Bazı ufak mezuniyet ve davet hayalleriydi. Elbiseler ve onlara uygun takım elbiselerim şeklinde. Ama konu kapandığı anda hayalini kurdum diye boka sarmaz umarım dedim. 

Yani durumuma bir de edebiyat katacak olursam, Ayaküstü Aşk şiirinde demiş İlhan:

“yanlış bir hayalin şehrinde kaldım”

ve hatta merak edenler olursa diye de şiiri şuraya iliştireyim.

Atilla İlhan - Ayaküstü Aşk

görünmez camlara mı çarptım
dalgınlığın aynasında o akşam
bambaşka bir şehre uçacaktım
yıldız yağmurundan sırılsıklam
yalnızlığımda o kadın bekliyordu

yanlış bir hayalin şehrinde kaldım
sevdiği ben değilim anlatamam
o aşk bu değildi tasarladığım
büyük bir tenhalık nasıl korkmam
korkularım bir canavar doğurdu

bilmem n’apsam nereye kaçsam
yeşil karanlığında ağır tutsağım
gözlerinden çıkmak başlıca tasam
saçlarının zincirinde elim ayağım
kirpikleri süngü takmış bir ordu

bütün saatler bir anda durdu

Aslında genel temasına uymuyorum ama cımbızlayacak olursak görünmez camlara mı çarptım, yanlış bir hayalin şehrinde kaldım ve korkularım bir canavar doğurdu kısımlarını kendim için kullanabilirim. Bu yazıya başlarken aklımda sadece bahsettiğim satırı vardı bu şiirin. Çok şiir dağarcığı olan biri değilim fakat bazen cereyan eder kafamda bazı sözler 🙂

yani vaktinizi çaldım ama özetle

Şunu gönül rahatlığıyla söylebilirim ki kalbim hiçbir yerde kalmadı fakat beynim gerçekleşmemiş hayallerin gölgesinde mahsur kaldı. Ve hayal kurmaktan korkmayı bırakana kadar gerçek anlamda mutlu olabilir miyim? Bu sorunun cevabı zamanda saklı. Sizi de zamana emanet ediyorum 🙂 Hayallerinizin gerçekleşmesi dileğiyle, bir sonraki yazıda görüşmek üzere!

bu arada, NKÜ'de yüzyüze eğitime sayılı günler:

GÜN
SAAT
DAKİKA
SANİYE
Açıldı Zaten 🙂

(alakasız.)

21 yaşında oldschool blogger :) aslında hakkımda söylenebilecek çok daha fazla şey olduğunu ben de biliyorum. zaten "ben kimim?" sayfası da bunun için yapılmadı mı? eksik olduğunu düşünüyorsan sen de yorum yaparak eklemeler yapabilirsin. filtrelemeyeceğime güvenebilirsin :)

6 Yorum

  1. Nurihaan Cevapla

    Yazıyı okuduktan sonra ne zamandır hayal kurmadığımı fark ettim. Bunun sebebinin de hemen hemen hepsinin hayal kırıklığı ile sonuçlanması. Her şeye rağmen yine de hayal edebilmek gerek..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir