Blog Yazarken Girdiğim Haller!

Az önce başka bir içerik için hazırlanırken yeni tanıştığım bir arkadaşın tavsiyesiyle karşılaştım. Odaklanarak yazmamı sağlayacak birkaç editör sitesi önerdi. Kullanırken fark ettim blog yazarken ne kadar çok şeyden destek aldığımı.

Şimdi siz sanıyorsunuz ki açtım bilgisayarı girdim panele yazıyorum. İşte sadece öyle bitmiyor o işler. Şimdi bir içeriğin ortalama sürecini beraber ilerletelim. Bunu da aman bakın ne çok uğraşıyorum kem küm yapmak için yazmıyorum. Birden fark edince yazma isteği geldi bunu da.

Şimdi gelelim tek bir içerik çıkana kadar bages neler yapıyor, nelerle uğraşıyor bunları görmeye. Hem belki blog açmayı düşünen varsa ona da yardımcı olurum bilemeyiz değil mi? 🙂

0- Bilgisayar başına geçiş

Öyle sadece bilgisayarın kapağını kaldırıp açmaktan bahsetmiyorum. Önce bilgisayarı açıp sonra rahatımı kontrol ediyorum. Etrafıma bir çekidüzen veriyorum. Ardından sigaramı ve içeceğimi kontrol ediyorum. Küllüğümü boşaltıp kapımı kapatıp oturuyorum. Bilgisayarı açıp fırtına/yağmur sesleri açıyorum. Bunun için iki kaynağım var biri en basit olan youtube. Diğeri de biraz daha kendi istediğim gibi sesi düzenleyebildiğim "mynoise" sitesi. Burdan şimşeklerin sesini kısıp yağmuru bastırabiliyorum. Damlaların sesini havadaki yağmurun sesinden yüksek yapabiliyorum. Yani bir şey yazmak istiyorsam o anki ruh halime bağlı bir yağmur sesi açıyorum ve onu bastırmayacak kadar kısık şekilde sevdiğim şarkıları otomatik çalmaya ekliyorum. Ekran ve klavye açısını rahat edebileceğim şekilde ayarlayıp panele giriyorum.

1- İçerik Çıkaracak Başlığı Bulmak

Oldum olası içeriğe göre başlık bulmam. Benim tarzım başlığı bulup altına yazmak. Yani fikir sürecinden çıkarsak gerisi tamamen spontane olaylar silsilesi. Zaten bir içeriği yazarken kesin attığım adımlar diyemiyorum yazının başını hatırlarsanız. Ortalama şeyler. Kendimde gözlemlediklerimden yola çıkarak bunları yapıyormuşum diyorum. Bu benim için en zor kısım. Ne üzerine yazacağımı bulmak benim için tek sancılı kısım. Bulduktan sonrası tamamen görsellik ve cümlelere yön vermeye bağlı.

2- Başlığı yazıp içeriğe geçmek

Ne yazacağıma karar verdim mi? Beyin ile işim bitti demektir. Gerisi göz, kalp ve eller arasında paslaşmaktır benim için. Eğer bilgi vermeyeceksem sadece yazacaksam aklımdan destek almamayı tercih ederim çünkü mantık ararsam hiçbir şey yazamam 🙂 İçimden geldiği gibi elime aktarıp yazmam gerek. En son da gözümle bir bakıp beynime göz kırpmam lazım, ki filtreleme işlemlerine başlayayım.

3- İçerik şablonunu ayarlamak

Yazıyı yazdım paylaştım yapamıyorum ne yazık ki. Yazdığım yazıyı en güzel şekilde lanse etmem gerekiyor. Bunun için de yazı şablonu yaratıyorum her yazım için. Fark ettiyseniz hiçbir yazım düzyazı şeklinde değildir. Yazının altını üstünü süsleyecek görsel ögeler kullanırım. Bu bazen ara başlıkların altına çektiğim yazılar, bazen eklediğim tablolar ve bazen de açılır menüler olabilir. Bir görsellik katacak şekilde yazıyı düzenliyorum. İşte bu esnada müziği kapatıp sadece yağmur sesiyle devam ediyorum. Çünkü dikkatim dağılırsa tasarım da dağılır. Ve illa ki her yazıda bu ögelerden biriyle ilgili sorun çıkıyor ve onunla uğraşmak zorunda kalıyorum. Anlayanlar için söyleyeyim wordpress elementor eklentisi ve bileşenleriyle yani.

4- Yazı içinde gerekli görselleri bulmak

Görsel bulmak işin en kolay kısmı bazen. Ama eski bir şey arıyorsanız tek bir HD kalitede görüntü elde edemiyorsunuz. Bazen de içinize sinen ve tam olarak ihtiyacınız olan tek görsel ücretli oluyor. Dolar bazında düşünürsek de değmeyecek bir ücret diyebiliriz. Bu yüzden de kalitesiz fotoğraflar veya daha az alakalı fotoğraflar ile yola devam ediyorum.

5- İlk Görüş Görselleri

Yani bu görsel öne çıkarılan görsel anlamına gelmekte. Sayfaya girer girmez karşınıza çıkan gönderinin üstünde veya yanında onu temsil eden fotoğrafı. Veya içine girdiğinizde karşınıza çıkan ilk fotoğraf. Her türlü bu görsel yazıdaki en önemli görseldir. Çünkü bunda kaliteden ödün verme şansım yok. İşte bu yüzden devreye sadece "HD" aramalar ve "photoshop" giriyor. Zaman zaman "illustrator" ile de yardım aldığım oluyor ama genel olarak görsel işlemleri photoshop ile hallediyorum. Burda istediğim boyutta bir çalışma ortamı ayarlıyorum. Öne çıkarılan resimlerim için 1920x1080 boyutlarında bir çalışma ortamını tercih ediyorum ve üzerinde oynamalar yapıyorum görsellerin. Bazen de metin ekliyorum gerek görürsem. Veya görselleri birleştirip tek görsel halinde sunuyorum.

6- Kategorize etmek ve etiketlendirmek

Yazının tüm işlemleri bittikten sonra kategorisine karar veriyorum. Bazen bu bile zorlayabiliyor. Çünkü nereye oturtacağımı bilmediğim yazılarım olabiliyor. Ben de çok kategori kullanmaktan ziyade elimden geldiğince genel kategoriler altında topluyorum. Mesela dizi, film, tiyatro gibi görsel içeriklerin hepsi "medya" kategorimde toplanıyor. Etiket ise yazının içinde geçen önemli kelimeler için. Behzat Ç. yazısında oyuncuların adları gibi veya önerilen diziler yazılarımda netflix, blutv, puhutv gibi önerdiğim filmlerin altyapılarının isimleri gibi. Öne çıkarılacak kelimeler diyebiliriz. WordPress güzelliği olarak bakarsak da bir nevi ikincil kategorize işlemi de diyebilirim.

7- Sosyal Medya'da paylaşmak

Yazı yayınlandıysa artık sosyal medyada paylaşılmaya hazır demektir. Bu durumda da sosyal medyaya ister siyah bir fon üzerinde yeni yazı yazdım diyerek haber verin ister mesaj atarak haber verin bu kişiye kalmış. Ben bu süreçte de photoshop yardımıyla öne çıkarılan resmi kullanarak yazıyla alakalı görseli güzel bir afiş tasarımı yapıyorum. Mesela önerdiğim diziler için üç ana karakterin olduğu bir görsel oluşturdum. Veya Behzat Ç. için arkaplanda Behzat'ın olduğu ve ön tarafta sadece Behzat Ç. yazan bir olay yeri yazısı koydum. Bunu da modernize etmek yerine eskiden kullanılan stili kullanarak yazdım. Yani görsellerin hem göze hem de aklınıza hitap etmesi için çalışıyorum. Görsel hafızanızı tetikleyecek şeyler yaratabilir miyim diye düşünüyorum genelde. Bu böyle söylendiğinde teknik gibi duruyor ama aslında sadece izlediyseniz başlığa bakmadan önce karakteri görmeniz anlamına geliyor. İlginizi çekmesi açısından.

işte bir bagesin blogger yaşamına dair yazılı belgeselimiz 🙂 belgeselin bir sonraki bölümünde görüşürüz ahali ! Dikkat edin kendinize !!!

21 yaşında oldschool blogger :) aslında hakkımda söylenebilecek çok daha fazla şey olduğunu ben de biliyorum. zaten "ben kimim?" sayfası da bunun için yapılmadı mı? eksik olduğunu düşünüyorsan sen de yorum yaparak eklemeler yapabilirsin. filtrelemeyeceğime güvenebilirsin :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir